Türkiye’nin Gidişatı ve Büyük Resim: AKP Metastaz Yapıyor

Siyaset üzerine yorumlar yaparken, günlük meselelere ve ufak tefek gelişmelere takılıyoruz. Birkaç gün önce Facebook ve Twitter’ın anlık veya saatlik olarak erişime engelleneceği ve durdurulacağı haberini aldık. Sosyal medyanın sansürlenmesi ile ilgili bir yazı yazmayı planlıyordum; çünkü sosyal medyayı sık kullanan ve işlevini gayet iyi bilen bir insan olarak konuyla ilgili yorumumu paylaşacaktım. “Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklara karşıyız, 3Y’yi bitireceğiz” diyerek iktidara gelen AKP’nin 10 yılın sonunda yasak rekorları kıran bir iktidar haline geldiğini anlatacaktım.

 

Sonrasında Afyon’daki patlama, Beytüşşebap’ta yaşanan çatışmalar gündemin baş köşesine oturdu. Sosyal medya sansüründen önce de ülke gündemi yine farklıydı. BDP’li vekillerin dokunulmazlıkları, yeni Anayasa, tutuklu vekiller, üniversitelerde birinci öğretim harçlarının kaldırılması, CHP Dersim milletvekili Hüseyin Aygün’ün PKK tarafından kaçırılması, şike davası, KCK davası, Ergenekon ve Balyoz …

 

Gündemin bu kadar hızlı değiştiği bir ülkede tek tek haberleri ele almak yerine, bütüncül bir değerlendirme yapmak daha doğru olacak. Büyük resmi görürsek, hızlı değişen gündemle ilgili bir yorum yapmak kolaylaşacak. Büyük resmi görmediğimiz sürece, yapbozun küçük küçük bir sürü parçası arasına dalıp zaman kaybediyoruz. Yapbozdaki ana motif göründüğünde, parçaların tek tek nereye ait olduğunu bulmak da kolaylaşacak.

 

AKP, geniş bir sağ koalisyon. Yamalı bohça görüntüsü veriyor, aynı anda bir sürü farklı ses çıkarıyor. Tepeden emir geldiğinde, farklı seslerin tamamı susuyor. Kendi içinde kesinlikle demokratik bir yapı içermiyor; Genel Merkez’in dayattığı adaya karşı adaylar çıktığı için il ve ilçe kongreleri defalarca erteleniyor. Çoğulculuk ve katılımcılık yok. Totaliter rejimlerdeki diktatöre tapınma kültlerinin birebir kopyası olan devasa stadyum şovları “il kongresi” niyetine tekrarlanıyor.

 

Totaliter rejimlerin kopyası olan stadyum kongrelerinde kürsüde sadece bir kişi konuşuyor. Konuşmanın içeriğini dinleme gereği bile duymayan ve birey niteliği yok edilmiş izleyici kitlesi, hep bir ağızdan “Evet!” diye bağırıyor. Öyle ki, kürsüdeki tek kişi bir pot kırsa dahi, konuşma esnasında yanlış bir ifade kullansa dahi, izleyiciler aynı potu ve aynı yanlışı tekrar ediyorlar, alkışlıyorlar.

 

AKP’nin yamalı bohça görüntüsü, ona çoğalma ve yayılma açısından avantaj sağlıyor. Bir tümör kitlesinde yer alan, farklı miktarda besin ve oksijen alabilen; bölünme hızları, yayılma davranışları, uyum yeteneği farklı olan kanser hücreleri gibi, AKP’nin içindeki hücrelerin tekil davranışları da farklı. Damarlara yakın olan hücrelerin besin ve oksijenden daha fazla yararlanmasına benzer bir biçimde, para kaynaklarına yakın olan AKP’liler daha hızlı yükseliyorlar, daha saldırgan oluyorlar, ve çevrelerindeki daha zayıf hücrelerin üstüne basarak egemenliklerini kuruyorlar.

 

Tamamen kapitalist olan bu tümörde, zayıf hücrelerin tamamen yok olmasına izin verilmiyor; çünkü sayıca fazla olan bu zayıf hücreler, çoğalmak için basamak olarak görülen dolgu malzemesi işlevinde. Tümör kitlesi genişledikçe, çevresindeki sağlıklı hücrelere fiziksel baskı uygulayarak kendisine alan açma çabası içine giriyor; hatta çevresindeki sağlıklı hücreleri de tümör kitlesine katıp, onları dönüştürüyor. Hücre döngüsünün temel kontrol noktalarından sıyrılmayı başaran ve kontrolsüz biçimde çoğalan kanser hücreleri gibi, muhalefetin ve özerk kurumların denetiminden ve kontrolünden kurtulan AKP de çevresine saldırarak alanını hızla genişletiyor.

 

AKP’nin çevresinin zarar görmesi, AKP için iyi bir haber. Zarar gören hücrelerin tümör kitlesine katılması da kolaylaşıyor. AKP iktidarının ezdiği kitlelerin AKP’ye dönüşmesi ancak böyle açıklanabilir. AKP’nin devlet kurumlarını ele geçirmesi, kötü huylu bir tümör kitlesindeki hücrelerin metastaz yaparak vücuttaki diğer dokulara sıçraması gibi. Örneğin, karaciğerde olması gereken hücre, kan damarları yoluyla diğer organlara yerleşiyor; yani imam olması gereken AKP’liler vücudun her yerini sararak diğer okulları da İmam-Hatip Ortaokulu’na dönüştürüyorlar.

 

Metastaz, bir tümör kitlesinin ulaşabileceği en ileri ve en kötü aşama olması açısından, olabilecek en berbat senaryo; çünkü geri dönüş ihtimali zayıf. Metastaz yapan kanser bölgesel olarak durdurulabilir ve geriletilebilir; çünkü farklı dokuların göstereceği direnç de farklı.

 

Türkiye’nin farklı bölgeleri ve farklı kesimleri, tüm enerjilerini kullanarak AKP’ye karşı direniyorlar; fakat bu direniş küçük ölçekte kalıyor. AKP, etrafındaki dokulara saldırırken büyük yanlışlar da yapıyor. Örneğin Uludere Katliamı, inanılmaz büyük bir bağışıklık tepkisi oluşmasına yol açtı. Yine Hrant Dink Davası, Madımak Katliamı Davası, AKP’nin gerçek yüzünün ortaya çıkmasına katkı sağladı.

 

AKP’nin genişleyebileceği alan fiziksel sınırlara dayanınca, AKP kendi içindeki kitleye de zarar vermeye başlayacak. Hızlı bölünen hücreler, yavaş bölünen hücrelerin besinini ve oksijenini çalacak; hatta onları öldürecek. Türkiye’nin içinde de büyük bir savaş var; hem PKK ile silahlı mücadele biçiminde, hem de farklı muhalif grupların şiddet yoluyla ve zorbalıkla susturulması biçiminde.

 

AKP’nin dış ilişkiler sicili de parlak değil, Suriye ile savaş kapıda. Komşu ülkelerle gerilimler zirveye çıktı. Bu tümör, belki de iç dinamikler sayesinde değil, dışarıya saldırması yüzünden yok edilecek; veya iç ve dış dinamiklerin işbirliğiyle mağlup edilecek.

 

Türkiye hasta. Tedavi çok zor ve sancılı. Olabilecek en kötü senaryoya hazırlıklı olmak durumundayız, ve bu hastanın ölüm riski de var.

 

Erkan Bayır

twitter.com/erkanbayir

 

 

Ilk yorum yapan sen ol!
 
Cevap yaz »

 

You must log in to post a comment