İklim Krizi ve CHP

İklim Krizi ve CHP

Ozan Şahin

Amerika’da Demokrat Parti’deki Sanders kanadının aracılığıyla “İklim Krizi’ne Karşı Mücadele’nin” ana akım bir politikaya dönüşmesi, İngiltere’de Corbyn ve İşçi Partisi sayesinde benzer önlemler bir politik bilinç yaratılması, Almanya’da Yeşiller Partisi’nin ard arda gelen zaferleri, Yeşil Mutabakat’lar vs.

Tüm dünyada kolektif, son derece hümanist ve çevreci, demokrat bir hareketin sinyalleri artık dalgalar halinde mevcut köhnemiş sistemin duvarlarına çarparken Türkiye’de ne durumdayız? Elbette bizde bu konu hakkında epey bir sivil inisiyatif, akademik topluluk çalışmalar yürütmekte. Bunları çok duymamış olmamızın sebebi ise İklim Krizi’nin henüz ana akım bir politik konu haline gelememesi. Elbette bunun birçok sebebi var ama bence en büyük ve kritik sebebi halkın gündeminden uzak bir politik ortam var Türkiye’de. Konda Araştırma’nın “Türkiye’de İklim Değişikliği ve Çevre Sorunları Algısı 2020” araştırması bize gösteriyor ki, Türkiye’deki insanların yarısı İklim Krizi’ni, pandemiden daha ciddi bir sorun olarak görüyor.

Bu şekilde birçok veri ortadayken, TBMM ve çatısı altında bulunan partilerin İklim Krizi hakkında verdikleri mücadele son derece zayıf. İklim Krizi ile mücadele zaten çoğulcu bir demokratik katılım gerektirirken Cumhur İttifakı’nın meclisteki bileşenlerinden bu konu hakkında sürdürülebilir bir eylem planı gelmesi mümkün değil. HDP, seçim bildirgelerinde ve bazen vekilleri aracılığı ile konuya değinse de bazı dış sebeplerden yeterli kamuoyu yaratabilecek güce sahip değil. Aynı şekilde TİP gibi daha küçük partiler de dahil. (Sayı Bakımından)

İklim Krizi, toplumun tümünde farkındalık oluşturulması gereken bir konu çünkü. Bu yüzden de rotamızı CHP’ye çevirebiliriz. Hem gençlere ulaşabilir olması hem örgütleri ile Anadolu’nun çeşitli kesimlerine duyurabilir olması, hem de meclisteki sayısı, kısıtlı da olsa medya gücü ile CHP’yi “İklim Krizi’ni” ana akım bir gündem haline çok kolay getirebilir bir parti yapıyor. Böyle bir potansiyeli olmasına rağmen CHP’nin doğrudan bu konu hakkındaki projesi veya söylemi son derece zayıf. Özellikle bu konu hakkında gündem yaratabilmek bir kenara, üyesi olduğu İlerici İttifak’ın diğer öncü üyeleri ile karşılaştırıldığında yok denecek kadar az. (Yeni Zelanda İşçi Partisi, Alman Sosyal Demokrat Parti..)

İklim Krizi son derece önemli. Hele Türkiye gibi bir tarım, hayvancılık ve turizm ülkesi için.

TBMM’de 2018 Genel Seçimleri sonucunda, CHP’nin 136 milletvekili bulunuyor. Yine TBMM’nin internet sitesinde yer alan bilgilere göre, 2018’den bu yana 136 tane vekilden İklim Krizi’nin uluslararası kamuoyunun bir sonucu olan;

  1. Karbon Vergisi
  2. Ulusal ve Bölgesel Karbon Emisyon Hedefi
  3. Paris Antlaşması’nın Meclisten Geçirilmesi (Türkiye, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi içinde yer alan bu antlaşması Irak, İran, Libya ve Yemen ile imzalayıp meclisinden geçirmeyen nadir ülkelerden)
  4. İklim Acil Durumu’nun İlan Edilmesi(Yeni Zelanda, Kanada, AB Genelinde İlan Edildi)
  5. Karbon Tarımı ’nın Teşvik Edilmesi
  6. Yeşil Yeni Mutabakat Metni/Yasası oluşturmak gibi hamlelerden hiçbirinin yapmaması son derece üzücü.

CHP, İklim Krizi’ne karşı verilen mücadelede, belki de cephenin en ön saflarında yerini almak zorunda. Bu “Ekolojik Hakların Korunması” başlığı adı altında iktidara geldiğimizde düzenleriz, detaylaştırırız diyebileceğimiz bir konu değil. Dünyanın bu kadar zamanı yok. Radikal önlemlerin, radikal kitlelerce radikal zamanlarda alınması gerekiyor.

CHP’nin eko-sosyalizmi benimsemesi gerekiyor. CHP üyeleri olarak bizlerin bu konuda parti içi kamuoyu oluşturması gerekiyor. Bu yazıda yardımınızı istiyorum, gelin ve hep beraber bu sorunu, ulusal politikamızın bir ana akım gündemi haline getirelim. Hepimizin iyiliği için.