İstanbul Sözleşmesi yürürlükte mi?

İstanbul Sözleşmesi yürürlükte mi?

Özge Üstün

Geçtiğimiz cumartesi günü sabaha karşı 31429 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 3718 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile İstanbul Sözleşmesi’nin feshedildiğini öğrendik.

Geçtiğimiz yaz uzun süre boyunca İstanbul Sözleşmesi’nden çekilinmesi gündemde iken, bu söylemleri ortaya çıkaranların geri adım attıklarını bildirmeleri üzerine tartışmalar sönümlenmişti. Ancak geçtiğimiz cumartesi hiç gündemde yokken İstanbul Sözleşmesi’ne dair yayımlanan Cumhurbaşkanı kararı hepimizde adeta şok etkisi yarattı.

İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanı kararı ile çekilebilinir mi?

Söz konusu Cumhurbaşkanı kararında kullanılan tabir her ne kadar fesih olsa dahi, İstanbul Sözleşmesi’nin iki taraflı bir akit niteliğinde olmaması, uluslararası bir sözleşme niteliğinde olması sebebiyle, Sözleşme’nin feshi gibi bir durum söz konusu olamaz. Biz Sözleşme’den çekilsek de çekilmesek de Sözleşme diğer imzacı devletler tarafından uygulanmaya devam edecek. Dolayısıyla doğru soru; İstanbul Sözleşmesi’nin Cumhurbaşkanı kararı ile feshedilmesi yasal mı değil, çekilinmesi yasal mı olmalıdır.

Konuya ilişkin beklenen ilk açıklama Anayasa profesörü Prof. Dr. Kemal Gözler’den geldi. Gözler; Cumhurbaşkanı kararına dayanak yapılan 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 3’üncü maddesinin uluslararası sözleşmelerin onaylanmasının yürütme yetkisine ilişkin bir konu olmadığı, bunun Anayasa’nın 90’ıncı maddesinde belirtilen kanun ile uygun bulma şartına aykırı olduğunu, dolayısıyla 9 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 3’üncü maddesinin kendisinin hukuka aykırı olduğu için İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilinmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararının hukuka aykırı olduğunu belirtti.

Ardından Cumhuriyet Halk Parti’si Milletvekili Anayasa profesörü Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’dan açıklama geldi. Kaboğlu; İstanbul Sözleşmesi’nden çekilinmesine yönelik Cumhurbaşkanı kararının yok hükmünde olduğunu, Sözleşme’nin normlar hiyerarşisine göre kanunların üstünde olduğunu, Sözleşme’nin Anayasa’nın 90’ıncı maddesine göre TBMM’nde oy birliği ile uygun bulunarak yürürlüğe konulduğunu, usulde paralellik ilkesi gereğince aynı yöntem ile Sözleşme’den çekilinmesi ileri sürülse de bunun kazanılmış haklar yönünden geriye götürülmezlik ilkesine aykırılık oluşturacağını, uluslararası sözleşmelere yönelik yetki veren 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin ekonomik, ticari, teknik veya idari anlaşmalara yönelik olduğunu,  Anayasa’nın 104’üncü maddesine göre temel insan haklarına yönelik uluslararası sözleşmelere ilişkin uygun bulunma yasasının işlem için sadece geçerli olabileceğini, kanun koyma, değiştirme ve kaldırma yetkisinin sadece TBMM’nde olduğunu ve 6251 sayılı yasanın hala yürürlükte olduğunu ve bu sebeple Cumhurbaşkanı işlemi ile sözleşmeden çekilmenin olanaksız olduğunu belirtmiştir.

Konuya ilişkin diğer bir açıklama Anayasa Hukuku Doktor Öğretim Üyesi Volkan Aslan’dan geldi. Aslan twitter hesabından yapmış olduğu açıklamalarda; İstanbul Sözleşmesi’nden çekilinmeye yönelik işlemin bir Cumhurbaşkanı kararı olduğu, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi niteliğinde olmadığı, bu ayrımın öneminin Anayasa Mahkemesi denetimi yönünden önemli olduğunu, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin Anayasa Mahkemesi denetimine tabi iken Cumhurbaşkanı kararlarının Danıştay denetimine tabi olduğunu, ancak işlemin Anayasa’ya aykırılık iddialarının Danıştay açısından da ciddiye alınacağını ve işlemin Danıştay tarafından Anayasa Mahkemesi’ne taşınması halinde kararın dayanağı olan 9 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 3’üncü maddesinin Anayasa’ya uygunluğunun denetleneceğini, İstanbul Sözleşmesi’nin onaylanmasının 6251 sayılı Kanun ile uygun bulunduğunu, onaylanması kanunla uygun bulunan bir uluslararası sözleşmeden çekilmenin Cumhurbaşkanı kararıyla mümkün olduğunun düzenlenmesinin Anayasa’nın 104’üncü maddesine aykırı olduğunu belirtmiştir.

Öte yandan; Cumhuriyet Halk Partisi Merkez Yönetim Kurulu ve Parti Meclisi üyelerince yapmış olunan olağanüstü toplantı sonucunda, söz konusu Cumhurbaşkanı kararının iptali için yürütmenin durdurulması talebi ile Danıştay’a başvuru kararı aldığını açıkladı ve 42 milyon kadının bu davaya taraf olması için çağrı yapılacağı belirtildi.

77 Baro ve Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu’nundan ortak açıklama: İstanbul Sözleşmesi yürürlüktedir!

Cumhurbaşkanı kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından 77 Baro ve Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu (TÜBAKKOM) ortak bir bildiri yayınladı. Söz konusu bildiride; İstanbul Sözleşmesi’nin temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası bir sözleşme olduğunu, Cumhurbaşkanı kararı ile sözleşmeden çekilinmesinin Anayasa’nın 90’ıncı ve 104’üncü maddelerine aykırı olduğunu ve TBMM’nin iradesinin yok sayıldığını, sözleşmeden vazgeçmenin mümkün olmadığını, söz konusu Cumhurbaşkanı kararının yasal dayanaktan yoksun olduğunu ve bu sebeple İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükte olduğunu belirterek, TBMM’ni iradesine sahip çıkmak üzere göreve, toplumun her kesimini ise İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmak üzere mücadelelerine desteğe davet etmişlerdir.

İstanbul’un karşısına Ankara

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilinmesine yönelik tartışmalar sürerken Adalet ve Kalkınma Partisi’nden İstanbul Sözleşmesi’nin yerine Ankara Sözleşmesi’ni hazırladıkları açıklaması geldi. Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya; İstanbul Sözleşmesi’nin kutuplaşmaya yol açtığını belirterek yerine farklı bir sözleşme gelmesinin zorunlu olduğunu ve Ankara Sözleşmesi’ni hazırladıklarını belirtti. Türkiye’nin hazırladığı, ilk imzalayıcısı olduğu ve kendi şehrinin ismini verdiği İstanbul Sözleşmesi’nin karşısına yine kendisinin hazırlayacağı, muhtemelen ilk imzalayıcısının olacağı ve başka bir şehrinin ismini vereceği Ankara Sözleşmesi’ne ilişkin ayrıntılı bir bilgi ise henüz verilmedi.

6284 sayılı Kanun’un dayanağı İstanbul Sözleşmesi

Öte yandan; Sözleşme’den çekilinmesi görüşünde olanlar ise, 6284 sayılı Kanun’un hala yürürlükte olduğunu ve önemli olan mevcut yasaların uygulanması olduğunu ileri sürmeye devam ediyor. Ancak belirtmek gerekir ki; 6284 sayılı Kanun’un ilk maddesinde, Kanun’un uygulanmasında ve gereken hizmetlerin sunulmasında İstanbul Sözleşmesi’nin özellikle esas alınacağı temel bir ilke olarak belirtilmiştir. Bu ilke; 6284 sayılı Kanun’un uygulanmasına bir zeval getirmeyecek olsa da uygulayıcılar açısından sorunlara yol açacağının da bir gerçek olarak kabul edilmesi gerekir.